Lisede 50 kaç oluyor ?

Ece

New member
**Lisede 50: Başarı, Korku ve Gerçekten Kazanmak**

Herkese merhaba! Bugün biraz daha içsel bir yolculuğa çıkmak istiyorum. Bu konuda gerçekten derinleşmek, hayatın bazen nasıl karmaşık, bazen de acımasız olabileceğini anlatmak. Hepimizin hayatında, okul zamanında ya da başka bir dönemde zor bir an vardır, değil mi? "Lisede 50 kaç oluyor?" sorusu, hepimiz için farklı anlamlar taşıyabilir. O soruyu sordum çünkü bugün, bir öğrencinin kalbinde taşınan o "başaramama korkusu"na, sınav sonuçlarının arkasındaki duygusal savaşa, aynı zamanda hayatla barışmaya dair bir hikaye anlatacağım. Şimdi, gelin bu hikayeye birlikte göz atalım...

**İlk Sınav: Bütün Hayatımın O Anı**

Büşra, liseye başlamıştı. Gözleri heyecanla doluydu; yeni arkadaşlar, yeni dersler, yeni bir dünya. Ama bir şey vardı ki, içinde bir yerlerde onu huzursuz ediyordu: sınavlar. Okulda, arkadaşları arasında bazen garip bir baskı hissediyordu. Özellikle Ahmet. Ahmet, her zaman “çok çalışan, çok başarılı” biri olarak etrafında biliniyordu. Sürekli ders çalışıyor, her konuda çözüm üretiyor, her soruya doğru cevap veriyordu. Büşra, bu başarıyı öylesine ilham verici buluyordu ki, adeta onun gölgesinde büyüdüğünü hissediyordu.

İlk sınavı yaklaşırken, Büşra’nın kafasında bir sürü soru vardı. "Ya başarısız olursam? Ya bir 50 alırsam? O zaman ne olur?" O 50, bir yandan büyük bir korku kaynağıydı. Çünkü o, sadece bir not değildi; aynı zamanda “yetersizlik” duygusunun bir sembolüydü. Büşra, bu sınavdan ne kadar iyi bir sonuç alacağı konusunda hep bir belirsizlik hissediyordu.

Sınav günü geldiğinde, Büşra'nın elleri terliyordu. Gözü kararmıştı. Ahmet yanındaydı ve her zamanki gibi soğukkanlıydı. Büşra'nın kafasında bir ses yankılandı: "Bu kadar zor bir sınavda bile başarılı olamıyorsan, gerçekten başarılı olamayacaksın." O an, sanki dünyası kararmış gibi hissetti.

**Ahmet ve Strateji: Başarıya Giden Yolda Kesintisiz Çalışma**

Ahmet, sınavları bir strateji gibi görüyordu. Sınav ne kadar zor olursa olsun, onu geçmenin yolu belliydi: planla çalışmak, düzenli olmak, her konuyu adım adım öğrenmek. Büşra onun bu stratejik yaklaşımına hayran kalıyordu. “Gerçekten başarılı olmak istiyorsan, bu kadar çok çalışman gerek,” diyor, her seferinde azimle ve kararlılıkla. Ahmet’in yaklaşımı, tam olarak çözüm odaklıydı. Sınav bir engeldi ve ona karşı kesin bir strateji ile zafer kazanılabilirdi.

Ama Büşra için işler farklıydı. O, duygusal bir yaklaşım benimsiyordu. Bir sınavın sonucuyla bir insanın değerinin ölçülemeyeceğini anlamak, onun için bir süreçti. Ahmet’in başarısı, Büşra’ya bazen itici geliyor, bazen de umutsuzlaştırıyordu. Ahmet’in başarısına karşı duyduğu korku, onu daha da geri çekiyordu.

**Büşra’nın İçsel Mücadelesi: Korku ve Cesaret Arasında**

Sınavın sonucunu öğrendiği an, Büşra'nın kalbi hızla çarpmaya başladı. 50! Gözleri karardı. O 50, kocaman bir dünyaydı ve içinde kayboldu. Bir an, her şeyin anlamını yitirdiğini düşündü. O not, sanki bütün hayallerini çöpe atmış gibi bir his yaratmıştı. Ama sonra, yavaşça derin bir nefes aldı. "Bir 50, benim başarımı tanımlayamaz," diye mırıldandı kendi kendine.

Büşra, Ahmet’in aksine sınavdan sadece başarılı olmayı değil, aynı zamanda sınavın arkasındaki anlamı da görmek istiyordu. Ahmet, bir çözüm bulduğunda tüm odak noktasını oraya yönlendiriyordu. Ama Büşra için, bir sınavın sonuçları yalnızca rakamlardan ibaret değildi. Bir sınavdan sonra hissettiği duygular, öğrenme sürecinin ne kadar değerli olduğunu da gösterebilirdi. Sınavı geçip geçmeme, onu tanımlayan şey değildi.

**Sonraki Adım: Kendini Kabul Etmek ve Başarıyı Yeniden Tanımlamak**

Büşra, o 50’yi aldığında, ilk başta başaramadığını düşündü. Ama zamanla fark etti ki, başarı sadece sonuçlarla ölçülmez. Belki de onun için bu, sadece bir başlangıçtı. Her bir sınav, sadece bir araçtır, gerçek başarı ise bu yolculuktan öğrendiklerinde ve gelişiminde saklıydı.

Ahmet’in mükemmel başarıları ve stratejik yaklaşımı, bir model olarak onun gözlerinde parlamaya devam etti. Ancak Büşra, Ahmet gibi olmak zorunda olmadığını anladı. Kendi değerini, sadece notlarına göre ölçmemesi gerektiğini fark etti. Başarı, duygusal açıdan da tatmin edici bir şekilde yaşanabilir, dedi kendi kendine. Sadece çözüm odaklı değil, aynı zamanda insan olmak da bir başarıydı.

**Hayatın Kendisi: 50, Sonuçlardan Daha Fazlasıdır**

Büşra’nın hikayesi, bir anlamda bizim de hikayemiz. Başarı ve başarısızlık arasındaki çizgi çok incedir ve her biri, bize bir şeyler öğretir. Ahmet’in çözüm odaklı yaklaşımını takdir etsek de, Büşra’nın duygusal derinliğini ve kendini kabul etme çabasını da unutmamalıyız. Sonuç olarak, her biri kendi yolunda başarıya ulaşır.

Şimdi, forumdaşlar, sizin de bu konuda düşüncelerinizi çok merak ediyorum. Büşra’nın yaşadığı duygular size nasıl geldi? 50’yi almak, bir insanın değerini mi yansıtır, yoksa sadece geçici bir anın sonucu mudur? Ahmet’in yaklaşımı kadar, Büşra’nın içsel yolculuğu da önemli mi sizce? Yorumlarınızı benimle ve diğer forum üyeleriyle paylaşın!
 
Üst