Ön yargılı olmak ne demek ?

Ali

New member
Ön Yargılı Olmak Ne Demek? – Kültürler ve Toplumlar Arasında Bir Bakış

Giriş

“Ön yargılı olmak” deyimini duyduğumuzda, çoğumuzun aklına hemen insanların belirli bir gruba, cinsiyete, ırka veya sosyal statüye dair hızla ve bazen temelsiz çıkarımlar yapması gelir. Ancak bu kavram, tüm kültürlerde aynı şekilde anlaşılmıyor. Farklı toplumlar ve kültürler, önyargıyı farklı şekillerde tanımlar ve buna tepki verir. Bu yazıda, önyargının farklı toplumlar ve kültürler açısından nasıl şekillendiğini, bu kavramın küresel ve yerel dinamiklerle nasıl bağlantılı olduğunu inceleyeceğiz. Erkeklerin bireysel başarıya odaklanan bakış açıları ile kadınların toplumsal ilişkilere ve kültürel etkilere odaklanan bakış açıları arasındaki farkları, bu dinamiklerin önyargı ile olan ilişkisini keşfedeceğiz. Hazırsanız, hep birlikte önyargının küresel bir tartışmaya dönüşen, düşündürücü dünyasına adım atalım.

Küresel Dinamikler ve Önyargı

Önyargı, kültürler ve toplumlar arasında çeşitlilik gösteren bir fenomendir. Her kültürün, kendine özgü değerleri, normları ve tarihsel deneyimleri vardır. Bu bağlamda, önyargılar da yerel toplumsal yapılarla şekillenir. Örneğin, Batı toplumlarında önyargı genellikle bireysel başarılara ve kişisel özgürlüğe dayanırken, Doğu toplumlarında bu kavram daha çok toplumsal düzen ve aile bağları üzerinden biçimlenir.

Batı kültüründe önyargı çoğu zaman bireyselci bir bakış açısıyla ilişkilidir. Bu toplumlarda, kişisel başarılar ve bireysel haklar çok büyük bir öneme sahiptir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri'nde, özgürlük ve eşitlik gibi kavramlar, çoğu zaman toplumsal önyargıların karşısında bir zırh olarak öne çıkar. Ancak, bu durum önyargıların ortadan kalkmasını sağlamaz; aksine, bireylerin statüleri ve başarıları üzerinden yapılan yargılar çok yaygındır. Özellikle iş dünyasında, ırk, cinsiyet veya yaş gibi faktörler üzerinden yapılan önyargılar hala ciddi bir sorun teşkil etmektedir (Cohn, 2017).

Diğer yandan, Doğu kültürlerinde, örneğin Hindistan’da, daha toplumsal bir bakış açısı hakimdir. Burada, önyargılar genellikle sınıfsal farklar, kast sistemine dayalı ayrımlar ve cinsiyet rollerine göre şekillenir. Hindistan’daki birçok geleneksel uygulama, toplumun sınıfsal yapısına dayalı olarak gruplar arasında ayrımcılığı körükler. Bu bağlamda, önyargılar daha çok toplumsal yapı ve ilişkilerle ilgilidir. Kadınların toplumdaki yeri, hâlâ bazı bölgelerde belirli önyargılara tabi tutulmaktadır ve bu, sadece cinsiyetle sınırlı olmayıp, aynı zamanda dini, etnik ve sosyal faktörlerle de ilişkilidir (Bhagat, 2018).

Kültürel Farklılıklar ve Önyargı

Kültürler arası önyargı, bir toplumun toplumsal yapısından bağımsız olarak gelişmeyebilir. Bazı toplumlarda önyargılar doğrudan kültürel normlara dayanırken, diğerlerinde ise kültürel normlar ve değerler önyargıları destekleyecek şekilde işlev görür. Örneğin, Japonya'da, toplumsal uyum ve topluluğa saygı büyük bir öneme sahiptir. Ancak bu, belirli gruplara karşı önyargıların oluşmasına da zemin hazırlayabilir. Japonya'daki iş dünyasında, dışarıdan gelen insanlara yönelik önyargılar hala güçlüdür. Yabancı bir iş adamı, Japon iş dünyasında yabancı olarak algılandığında, genellikle “tam uyum” ve “toplumsal normlara saygı” gibi değerlerle karşılanmaz. Bunun yerine, gruba dahil olamama gibi önyargılarla karşılaşabilir (Tay, 2016).

Afrika'da ise, önyargı daha çok etnik kökenlere dayalı olarak gelişir. Bu toplumlarda, genellikle bir kişinin etnik kimliği, diğer insanlar hakkındaki fikirleri ve yargıları belirler. Örneğin, Nijerya’daki bazı bölgesel çatışmalar, farklı etnik gruplar arasındaki derin önyargılara dayalıdır. Bu önyargılar, sadece sosyal hayatta değil, aynı zamanda ekonomik fırsatlarda da kendini gösterir. Bazı etnik gruplar, diğerlerine göre daha fazla dışlanmakta ve daha az fırsata sahip olmaktadır (Adegbesan, 2019).

Erkeklerin Bireysel Başarıya ve Kadınların Toplumsal İlişkilere Olan Odaklanması

Erkeklerin genellikle bireysel başarıya daha fazla odaklandığı bir gerçek. Bu, önyargıların erkeklerin toplumsal yapılar içinde nasıl şekillendiğiyle yakından ilişkilidir. Erkeklerin başarıları çoğu zaman daha çok “bireysel” ve “pratik” bir bakış açısıyla değerlendirilirken, kadınların toplumsal rollerine dair önyargılar daha çok ilişki odaklıdır. Kadınların yerel ve küresel toplumlardaki statüleri, çoğu zaman aile içindeki rollerine, toplumsal bağlamlarına ve duygusal zekalarına dayanır.

Erkekler açısından, çoğu toplumda “güçlü olma” ve “liderlik” gibi kalıplara dayalı önyargılar vardır. Erkeklerin, toplumda belirli bir konumda olabilmesi için kişisel başarılarına dayalı olarak değerlendirilmesi beklenir. Bu, önyargının bazen daha “pratik” ve “sonuç odaklı” olmasına neden olur. Ancak, bu durum farklı kültürlerde farklı sonuçlar doğurabilir. Örneğin, Batı toplumlarında başarı çok daha belirgin bir önyargıyken, bazı Asya kültürlerinde erkeklerin toplumsal sorumlulukları da göz önünde bulundurulmaktadır.

Kadınlar içinse, önyargılar daha çok toplumsal ilişkiler ve aile odaklıdır. Birçok kültürde, kadınların başkalarıyla olan ilişkileri ve toplumsal kabul edilme biçimleri çok önemlidir. Hindistan gibi bazı toplumlarda, bir kadının evlilik dışı ilişkileri ya da iş yaşamındaki başarılı girişimleri hala toplumsal önyargılara yol açabilir. Ancak Batı toplumlarında, kadınlar genellikle kişisel başarılarına ve “güçlü kadın” imajına dayalı önyargılara tabi tutulur.

Tartışma Soruları

- Kültürler arası önyargılar nasıl şekillenir ve bu önyargılar toplumları nasıl etkiler?

- Bireysel başarıya dayalı önyargılar, toplumsal cinsiyet ve kültürel normlarla nasıl etkileşir?

- Erkekler ve kadınlar arasında önyargının farklı şekillerde görünmesinin arkasında ne gibi toplumsal faktörler vardır?

Bu sorular üzerine düşünmek ve toplumsal yapıları daha derinlemesine incelemek, önyargıların sadece bir bireysel problem olmadığını, aynı zamanda kültürel bir olgu olduğunu anlamamıza yardımcı olabilir. Fikirlerinizi ve deneyimlerinizi paylaşarak, hep birlikte bu konuda daha fazla bilgi edinmeye ne dersiniz?
 
Üst