Nazım Hikmet Neden Sürgün Edildi ?

Ece

New member
Nazım Hikmet’in Sürgün Edilmesinin Sebepleri ve Sonuçları

Nazım Hikmet, Türk şiirinin en önemli ve en etkili isimlerinden biri olarak bilinir. Hayatı boyunca toplumsal ve politik temalarla yazdığı eserleri, sadece edebiyat dünyasında değil, aynı zamanda siyasal ve toplumsal hareketlerde de büyük yankı uyandırmıştır. Hikmet’in sürgün edilmesinin ardında, onun edebi kimliği kadar, Türkiye'nin siyasi yapısının ve dönemin sosyal koşullarının büyük etkisi vardır. Bu makalede, Nazım Hikmet'in sürgün edilmesinin sebeplerini ve bunun toplumsal ve siyasi sonuçlarını detaylı bir şekilde ele alacağız.

Nazım Hikmet’in Edebiyatı ve Siyasi Duruşu

Nazım Hikmet, modern Türk şiirinin öncülerinden biri olarak, özellikle özgürlük, eşitlik ve adalet gibi evrensel temaları işler. Ancak, sadece edebi yönüyle değil, aynı zamanda politik görüşleriyle de dönemin önemli figürlerinden biri haline gelmiştir. Sosyalizmi benimseyen ve devrimci bir düşünceye sahip olan Hikmet, özellikle Sovyetler Birliği ile kurduğu yakın ilişkiler ve Marksist ideolojileri savunmasıyla tanınmıştır.

Hikmet'in şiirlerinde, işçi sınıfının hakları, özgürlük mücadelesi ve toplumsal adalet gibi konular sıkça yer alır. Aynı zamanda, halkçı bir duruş sergileyerek, bireysel özgürlükleri savunmuş ve bu düşüncelerini eserlerinde açıkça ifade etmiştir. Ancak, bu toplumsal ve siyasi temalar, Türkiye'deki mevcut iktidarlarla ve siyasi düzenle çatışmaya girmiştir.

Nazım Hikmet’in Sürgün Edilme Süreci

Nazım Hikmet’in sürgün edilmesinin temel sebepleri, onun siyasi görüşleri ve dönemin Türkiye Cumhuriyeti yönetiminin bu görüşlere karşı tutumu ile yakından ilişkilidir. 1930’lu yıllarda, Türkiye’deki siyasi ortam, özellikle Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden sonra, çok partili hayata geçiş süreciyle birlikte daha da gerilimli hale gelmiştir. Sol görüşlü düşüncelere karşı duyulan şüphe, özellikle Nazi Almanya’sı ve Sovyetler Birliği ile olan ilişkilerdeki ikili tutumlar, ülkede daha baskıcı bir ortamın oluşmasına yol açmıştır.

Nazım Hikmet, 1938 yılında tutuklanmış ve "devletin gizli belgelerini çalmak" ve "komünist propagandası yapmak" gibi suçlamalarla hapse atılmıştır. O dönemde Türkiye’de sol düşünceye karşı büyük bir düşmanlık vardı ve özellikle Sovyetler Birliği ile yakın ilişkiler kuran kişiler, bu ilişkiler nedeniyle düşman olarak görülüyordu. Hikmet, bu ideolojik duruşu nedeniyle hapis cezasına çarptırılmış, 1950 yılında ise, cezaevinden kaçtıktan sonra yurt dışına sürgün edilmiştir.

Nazım Hikmet’in Sürgün Edilmesinin Sebepleri

Nazım Hikmet’in sürgün edilmesinin birden fazla nedeni vardır:

1. **Siyasi Görüşleri ve Sosyalist Duruşu**: Nazım Hikmet, hayatının büyük bir bölümünde sosyalist bir düşünceyi savundu. Komünist düşünceleri benimsemesi, dönemin Türkiye yönetimi için tehdit oluşturuyordu. 1930'ların sonlarına doğru, ülkedeki otoriter yönetim, sosyalist görüşleri savunanları tehlikeli olarak değerlendirmekteydi. Hikmet, bu görüşlerinden dolayı suçlandı ve tutuklandı.

2. **Sovyetler Birliği ile İlişkiler**: Nazım Hikmet, Sovyetler Birliği'ne olan yakın ilgisi ve bu ülke ile olan ilişkileri nedeniyle de gözaltına alındı. 1920'lerin sonlarında, Sovyetler Birliği'ne giderek komünist düşünceyi daha yakından inceledi ve oradaki gelişmelerden etkilendi. Bu yakın ilişkiler, onu Türkiye'deki hükümetin gözünde bir "sosyalist ajan" haline getirdi.

3. **Toplumsal Eleştirisi**: Hikmet, sadece devletin politikalarına değil, aynı zamanda toplumun genel yapısına da eleştiriler yöneltmiştir. Özellikle işçi sınıfının hakları, emekçi halkın yaşam koşulları ve devletin bu kesimlere yönelik baskıcı tutumu üzerine yazdığı şiirler, hükümetin hoşuna gitmemiştir.

4. **Halkı Ayaklanmaya Teşvik Etme Suçlaması**: Hikmet, özellikle "Kuvâ-yi Milliye" adlı eserinde halkı harekete geçirmeye yönelik ifadeler kullanmış, bu da onun suçlanmasına yol açmıştır. Hükümet, onun halkı ayaklanmaya teşvik etmek amacıyla şiddet içeren bir söylem kullandığını iddia etmiştir.

Sürgün Sonrası Yaşamı ve Etkileri

Nazım Hikmet, 1950'de Türkiye'den kaçtıktan sonra Sovyetler Birliği'ne yerleşti. Burada yaşamaya devam eden Hikmet, pek çok ülkeye seyahat etti ve uluslararası alanda birçok ödül kazandı. Ancak sürgün hayatı onun için bir nevi yurt hasretiyle geçmişti. Türkiye'deki siyasi baskılar ve zorunlu sürgün, onun hem kişisel hayatını hem de edebi üretkenliğini derinden etkilemiştir.

Sürgün yıllarında Hikmet, şiirlerine daha evrensel bir bakış açısı kattı. Toplumsal eşitsizliği ve insan hakları ihlallerini daha geniş bir perspektiften değerlendiren eserler yazdı. Ancak, Türkiye’deki politik ortamda onun şiirlerinin ve fikirlerinin hala yasaklı olması, onun adının anılmasını engellemiştir.

Nazım Hikmet’in Sürgün Edilmesinin Sonuçları

Nazım Hikmet’in sürgün edilmesi, hem onun hayatını hem de Türk edebiyatını derinden etkilemiştir. İlk olarak, Türkiye'deki toplumsal ve siyasi yapının ne denli katı olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiştir. İkincisi, Hikmet’in sürgünü, onun edebiyatını ve ideolojik duruşunu daha geniş bir kitleye tanıtmıştır. Bu dönemde, dünya çapında pek çok insan, Nazım Hikmet’in eserlerini okuma fırsatı bulmuş ve onun fikirlerinden etkilenmiştir.

Sürgün, Nazım Hikmet’in eserlerinin yurt dışında daha fazla ilgi görmesine ve dünya edebiyatı içerisinde önemli bir figür haline gelmesine yol açmıştır. Aynı zamanda, bu süreç, Türk halkının edebi ve siyasi özgürlükler noktasındaki mücadelesinin sembolü haline gelmiştir.

Sonuç

Nazım Hikmet’in sürgün edilmesi, sadece onun edebi kariyerini değil, aynı zamanda Türkiye'nin tarihindeki siyasi dönemeçleri de yansıtmaktadır. Edebiyatla iç içe geçmiş bir politik mücadele, Hikmet’in sürgününü kaçınılmaz kılarken, onun geride bıraktığı eserler, bir halkın özgürlük ve adalet mücadelesinin simgesi olmuştur. Hikmet, hem şiirleriyle hem de yaşamıyla, dünya edebiyatına derin bir iz bırakmıştır.
 
Üst